Akçakese.com

Otobandan Çeltikçi sapağına girince, az ilerde sağda

Hos Geldiniz

Bu blog, belirli olmayan aralıklarla güncellenmektedir. Blogda bahsedilen konular tamamen gerçeği yansıtmayabilir. Blogda sadece birkaç konuya bağlı kalınmamıştır. kalınamamıştır... Gereksiz yazı ve taramalardan kaçınılamamıştır...

Turistler için Akçakese Sözlüğü

Yazan: admin Tarih: 24 Temmuz 2010 | Kategori:: Genel

Bir gün kazayla bir turistin Akçakese Köyü’ne geleceÄŸini tahmin ediyorum. Bu durumda konuÅŸmalara yabancı kalmaması, bilhassa çabuk kaynaÅŸması için güzel bir sözlük derledim. Bu sözlük küçük yaÅŸtaki Akçakeseliler için de dede ve nineleri ile iletiÅŸimde çığır açacak nitelikte. İşin esprisi bir yana… Bu orjinal kelimeler sadece Akçakese Köyü’ne has olmayıp tüm Orta Anadolu Türk’ünün ortak malıdır.  Her ne kadar nesilden nesile kullanım oranı giderek azalsa da biz görevimizi yapalım.

AACAKESE: AKÇAKESE

GIDI: Çam kozalağı

EYSERİ: Çivi

GÖZER: Eleğin seyrek olanı

KARAGAVUK: Baharda toplanıp yenen bir ot.

MINDAR: Besmele çekilmeden kesilen hayvan

RAHMET :YaÄŸmur

MAYIS: Taze sığır dışkısı

YALAMUK: Çam ve köknar ağacının kabuk ve gövde arasında yenilebilecek ince şekerli kabuk

MİNTAN: Gömlek

İŞLİK: Gömlek

ÇEVRE: Mendil

GAKIRDAK: İçinde az ve ince kıyıma olan don yağ

PANTUL: Pantlon

DEYNEK: Genellikle dayanmak veya çobanlıkta kullanılan ince sopa

GADAK: Küçük ince çivi

MIH: At,eşek ve öküz nallamada kullanılan özel başlı çivi

FİSTAN: Kadınların giydiği eteği uzun elbise

MEH: ahacık işte,al,tut anlamına söylenir.

İHİ: İşte,ahacık anlamına kullanılırdı

KÜLLÜK: Ocak külünün döküldüğü yer,tuvalet tarafı

HAMURPİŞİRME: El yapımı makarna,erişte

PİLAF: Pilav

GAVURGA: Az ıslatılmış buğdayın kavrulup çerez niyetine yenmesi

AADA: (Akıda)Üzüm pekmezinden yapılan çokokrem gibi gıda.

SERGEN: Odaların duvarlarının üst kısımlarındaki uzunca raf.

ÇİÇEKLİK: Eskiden vitrin yerine kullanılan süslü,önü açık birkaç katlı ,süslü raf.

TEMEK: Ahırlardan dışarı gübre atmak için bırakılan büyükçe delik.

AVLU: Evden ahıra girerken ahır kapısındaki boşluk.

ÇEKELÜZ: Sincap

YANGABUZ: Yaramaz, şımarık

CILLAMA: Bağırma,cırıl cırıl etme

ECCÜK: Azıcık

GAYLI: Gayri

TUFRAN: Turfan

BİZEEL: Azıcık

ZİNİ: Sini içine yemek dolu tabaklar konulan büyük tepsi

CİMDÜK: Çimdik

APALAMAK: Dizler ve eller üzerinde dört ayaklı yürümek

ÇON: Kalça

GAVLAMAK: Derisinin soyulması,yüzülmesi.

HUSA-TASA: Birşey için üzülmek Kaygı duymak,tasalanmak.

EDEPSÜZ: Edepsiz,terbiyeye dikkat etmeyen.

HORA GEÇMEK: Makbule geçmek,yerli yerine

HALKA: Simit gibi yapılan,kızgın küle gömülerek yapılan simit.

MANCAR: Ispanak gibi yenilen yabani ot müslüman mancarı,gavur mancarı.

ÇİTEN: Ahırda veya ağılda yeni doğan buzağı,kuzu ve oğlak konulan yer.

ÇEKELÜ: Öküz değneğinin ucuna takılan sabanın çamurunu sıyırmaya yarayan alet.

EYSİRAN: Hamur kesmeye,karıştırmaya yarayan saplı demir alet.

ÜTEE: İçine un konulup ekmege şekil vermeye yarayan,işi bitince katlanıp konan ve her ekmek yapımında kullanılan deri.

GÖVREK: Mancarın tohumlanmış hali.

SIPA: Eşek yavrusu,üzerinde odun kırılan kütük.

KÜLÇÖREE: Ekmek yapımı sonunda ekmeğin sıcak külüne gömülerek pişirilen müthiş kokulu,müthiş lezzetli çörek.

GÖÖLEZ: Köpek yavrusu

BIZA: Buzağı,yeni doğan inek yavrusu.

PEŞKİR: El havlusu.

GARINYA(İşkembe): Koyun ve keçi işkembesine koyulan tuzlu tereyağı.

SARPIN: Fiy,arpa,buğday konulan üstten kapaklı,bölmeli depo.

GUŞENE: Tencerenin küçüğü.

GINDAP: SaÄŸlam keten iplik.

TEHLİZ: Ketenden yapılan çuval.

LENGER: Büyük, kapaklı sahan.

EYŞİ: Acı erükten yapılan ,yemeklere ekşilik vermek için kullanılan pestil.

TIRKAZ: Yaylada akşam yatarken kapı açılmasın diye arkasına dayanan sopa.

MERŞÜN: Deri,meşin

SUNTURAÇ: Nalbantların hayvanların tırnağını kesmek için kullandıkları çift taraflı orak gibi alet.

SÜRGÜÇ: Bulaşık bezi

NACAK: Balta

TAHRA: Satır,büyük bıçak

ÇÜKÜNDÜR: Şeker pancarı

HERİF: Yetişkin adam,erkek

YENCE: Hafif

ICCAK: Sıcak

CUVARA: Sigara

KELEM: Lahana

KÖMÜŞ: Manda, Camuş

SIRACALI: Yara bere içinde,Yarasından sarı su akan

HUMAYIN: Beyaz 2.sınıf pamuk bez

NAKIS: Aksi,inatçı

YÜKLÜK: Yatak ve yorganların yığıldığı yer.

İHİCÜK: İştecik,işte,şurada ..

GUÅžENE: Ufak tencre.

ÇEPİN: Küçük çapa.

GAVURGA: Kavrulmuş buğday veya göce.

GÖCE: Yıkanmış,dibekte dövülmüş,kabuğu alınan buğday.

MUHLAMA: Tereyağlı,soğanlı yağda yumurta.

HÖŞMERİM: Süt,tereyağ ve undan kavrularak yapılan üzerine şeker serpilip yenen tatlı.

İLEHEN: Leğen.Abdest alma kabı..

DİZBEZİ: Pijama,pijamalık kumaş.

UPRUK: İbrik..

GÖYNEK: Entari,etekli uzun elbise.

SARPIN: Genellikle fiy veya arpa konulan üstten kapaklı ambar.

HAMBAR: Anbar,un,buğday gibi zahireye fare,böcek girmemesi için yapılan özel oda.

AVLAA: Büyük ve küçük baş hayvanların geceyi geçirmesi için etrafı sırıklarla çevrili üstü açık hayvan barınağı.

SÜRGÜ: Kapıların arkasındaki içten sürmeyle kapının dıştan açılmasını önleyen basit kilit.

HINKIRMAK: Burnunu temizlemek.

DUZGABAA: Günlük kullanılacak, yemeklere konulacak tuzun konulduğu su kabağından yapılma tuzluk. Bu tuzlukların ağıda kabından olanları da olurdu.

OKKA: Eskiden kiloğram yerine kulanılan ağırlık ölçüsü.

ACANS: Haber.Haberleri dinlemek.

AKRAN: Aynı yaşlarda olanlar.

ALATİRİK: Pilli el feneri.

BENCİLEYİN: Benim gibi.

SENCİLEYİN: Senin gibi.

Bİ HAMLA: Bir hamlede, bir seferde.

BİRELLEŞ: Birer birer.

CARCUR: Tabancanın şarjörü.

CURUK: Gülü,hindi.

TEMİN: Az önce anlamına.

TOMATİS: Domates.

DÜŞEYAZDIM: Az kalsın düşüyordum.

ENÜK: Köpeğin yeni doğan yavrusu.

ERÜK: Erik.

GİDİŞMEK: Kaşınmak.

IRIP: İşin usulü,yolu yordamı.

KERTMEK: İz yapacak şekilde karşılıklı kesmek.

GAMÇİ: İnce deynek, sopa.

ÇIRPI: İnce odun .dal parçaları.Çalı çırpı.

MAASUZDAN: Yalancıktan, şakacıktan.

MOTUR: Traktör.

LAFA: Damperli kamyon

OOŞALAMAK: İki eli arasında ileri geri ezmek,ovalamak.

TELAŞE MEMURU: Aceleci, her işe karışan,abartan.

UTLANMAK: Çekinmek,tedirgin olmak.

UYLAŞTIRMAK: Aralarını bulmak.

YALAK: Tavukların su içtiği, köpek yalı konan kap.

YAMAÇ: Eğimli arazi.

YASLAĞAÇ: Üzerinde ekmeğe son şeklinin verildiği yuvarlak alet.

YIMIRTA: Yumurta.

ZAHRA: Hayvan yiyeceÄŸi, ot, saman.

BESTEK: Tevazu ile övünme karışımı konuşma. Ne besteklenip durursun?

ÜRME: Küçük köpeklerin kurt çağırır nitelikte cılız cılız havlaması.

GARİMCE: Karınca

CANAVAR: Kurt,davarlara canvar geldi,canavar gördüm gibi.

Not: Unuttuğum varsa alta yorum olarak yazarsanız, eklerim.

Share and Enjoy:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • Mixx
  • Print
  • Sphinn
  • Blogplay


Yorum Yapin