Akçakese.com

Otobandan Çeltikçi sapağına girince, az ilerde sağda

Hos Geldiniz

Bu blog, belirli olmayan aralıklarla güncellenmektedir. Blogda bahsedilen konular tamamen gerçeği yansıtmayabilir. Blogda sadece birkaç konuya bağlı kalınmamıştır. kalınamamıştır... Gereksiz yazı ve taramalardan kaçınılamamıştır...

Nisan 2011 iin arsiv

Doğada tek başına – yılan nasıl pişirilir? – kurbağa yenir mi?

Yazan: admin Tarih: Nis 23rd, 2011 | Kategori:: Yaşam

Serdar Kılıç bir fenomen biliyorsunuz. Kılıç, Doğada Tek Başına isimli programında orman içinde kaybolmuş bir insanın nasıl hayatta kalacağını, nasıl yönünü bulacağını, neler yiyeceğini uygulamalı olarak anlatıyor. Adapazarı – Bilecik sınırlarındaki Kapıorman Dağları‘ndan girip Bolu sınırları içindeki en yakın yerleşim yerine ulaşmaya çalışırken, 2 gün boyunca doğa ile nasıl mücadele ettiğine tanık olduğumuz ve pek çok şey öğrendiğimiz ilk bölüm… Doğa’da tek başına, atalarımızın geçmişte barınma, yiyecek ve su bulma, ateş yakma, yön bulma yöntemlerini uygulayarak hayatta kalmaya çalışıyor…


Not: Kendi internet sitesi de var. http://serdarkilic.com.tr Bu videoyu da oradan aldım.


Şairlik te var Behzat Ç’de

Yazan: admin Tarih: Nis 23rd, 2011 | Kategori:: Yaşam

Koşan atlar düşen atları hatırlatır. Ankara bir yaptın pir yaptın dizinin hasını… Pilli Bebek berrak şarkısını söylüyor arkada, şiir güzel, ama alem kahpe, ne yapsın Behzat…

Şimdi ‘benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var’. Bütün ‘çaresiz insanlar’ gibi, dağılan bir okul gibi.
Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım..
Birbirine benzeyen parmaklar gibi. Ama her birinin ‘eşsiz’ bir izi var.
Bazen gözlerim doluyor karanlıkta..
Ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun yine kulağımın dibinde. Hiç susmuyorsun. Ağlamama asla müsaade etmiyorsun.
Her şey affedildi babacık diyorsun. Hiç ayrılmayacağız diyorsun.
Keşke hep yanında olsaydım diyorum böyle konuştuğunu duyunca.
Bu kış çok kar yağar,belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana.
Ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım.?
‘Cesetler de’ benzemez.?
Ama ‘bir cinayet’, başka bir cinayeti hatırlatır her zaman.
Koşan atlar, düşen atları hatırlatır.
Yağmur yağar..
..Durur..
..Tekrar başlar..
Yanlış yolda yürümek, doğru yolda beklemekten iyidir.
Beşikten mezara kadar.
Karanlıkta ‘herkesle’ çarpışabilir insan.
Yalan mı söylüyorum sana?
Affet beni kızım.
Affet…
Bir sürü doğru söyledik ama..
Hiç burnumuz kısalmadı ki kızım.

Eski seçim afişleri

Yazan: admin Tarih: Nis 20th, 2011 | Kategori:: Yaşam

70 yıl önce de sorunlar aynıymış. Kamyon arkası yazılarından farkı olmasa da seçim vaadleri daha inandırıcı gibi…

Şurdan aldım. Daha çok var orda…


Hangi sandıkta oy kullanacağım?

Yazan: admin Tarih: Nis 20th, 2011 | Kategori:: Haber

Hangi sandıkta oy kullanacağınızı TC kimlik numaranızı girerek şu siteden öğrenebiliyorsunuz. Sitede adres bilgileriniz, oy kullanacağınız yer, sandık ve sıra numarası bilgileri de mevcut.

http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp


Behzat Ç dayak sahnesinde deşarj olmak

Yazan: admin Tarih: Nis 17th, 2011 | Kategori:: Yaşam

Ankara dizisi Behzat Ç.
Dayak sahneleri olabildiğince artırılmalı. Behzat Ç. sadece cinayet şubeye değil tüm şubelere bakmalı.
Kaçakçılık, dolandırıcılık, kalpazanlık, sahtekarlık, hak gaspçılığı, hortumculuk gibi şubelere bakmalı. Böyle şubeler yoksa açılmalı.
Piyasadaki puştlar dizi oynatacağız ayağına bu şubeye getirilip Behzat Ç. ve ekibine dövdürülmelidir. Koşa koşa gidip dayak yiyeceklerine eminim. Ağızları burunları dağıtılmalı, bacakları kırılmalı, en olmadık küfürler yüzlerine vurulmalıdır… Ben en az 20 25 kişi bulurum emin ol Behzat…


Üçüncü çocuğun suçu ne?

Yazan: admin Tarih: Nis 17th, 2011 | Kategori:: Yaşam

Hürriyet yazarı Şükrü Kızılot böönkü yazısında asgari geçim indirimini ve 3. çocuğu anlatmış. İşte o bölüm:

Üç çocuk olayını biliyorsunuz.

Başbakanımız, evli çiftlerden en az üç çocuk istiyor.
Bu nedenle, çocuk sayısının üç olması önemli..

ÇOCUKLARIN GEÇİM İNDİRİMİ

2008 yılından bu yana, ücretlilere çocukları için “En az geçim indirimi” uygulanıyor.
“Çocuklara en az geçim indirimi ne anlama geliyor?”
diye merak edenler için açıklayalım; çocuk sayısı arttıkça, ücretliden daha az vergi kesiliyor. Böyle olunca, ücretlinin eline daha fazla para geçiyor.

KAÇ LİRA?

Birinci çocuk için, asgari ücretin aylık brüt tutarının yüzde 7.5’i oranında, asgari geçim indirimi uygulanıyor.
Bu da birinci çocuk için ayda 8.96 TL, günde ise 30 kuruş fazla ücret demek oluyor. İkinci çocuk için de aynı tutar yani günde 30 kuruş.

Sıra üçüncü çocuğa gelince, oran yüzde 5’e düşüyor. Bu da ayda 5.97 TL, günde 20 kuruş fazla ücret anlamına geliyor.
Bu aşamada merakımız şu; sıra üçüncü çocuğa gelince, asgari geçim indirimi niçin düşüyor?

Madem asgari üç çocuk isteniyor o zaman üçüncü çocuğun suçu ne?

 


Yıllık kart aidatı almayan banka aramaya koyulmak

Yazan: admin Tarih: Nis 16th, 2011 | Kategori:: Yaşam

Evet, Garanti Bankası yine yapacağını yapıp, Bonus Kredi kartının bu ayki ekstresine yıllık aidat ücreti olaraktan 44 küsur TL‘yi dayamış… Banka ile yıllardır çalışmama rağmen ve 2 adet otomatik ödeme talimatım olmasına rağmen insanın sinirlerini germeyi başarıyorlar.

Yaptığım ufak bir araştırma ile internetteki forumlarda bu konuda Garanti Bankası’ndan müzdarip pek çok arkadaş olduğunu gördüm. Hepsi ya illallah demiş, ya kredi kartını kapattırmaya çalışmış, bazıları uzun uğraşlar sonunda başarmış, kimisi mahkemeye vermiş, kimisine “aman kapatma borcunu ödersen bonus olarak yükleyelim” demişler ama ödeme sonrasında “yanlış anladın öyle bir uygulamamız yok ” denmiş. Kimisi bu karttan kurtulmanın tek yolu kaybettim deyip iptal ettirmek, yenisi gelince de almamak demiş.  Kimisi de Bonus’tan kurtulduktan sonra, kendisini yıllık kart aidatı almayan Bank Asya’nın kapısında bulmuş.

Şimdi ben de aynı yol ayrımındayım, bu bankaya yıllardır kart aidatı denen -bana göre haraçtır- ödemeyi yaptım ama artık yapmayacağım. Kendimi ekstreyi görünce enayi gibi hissettim ve tekrar aynı şeyi yaşamak istemiyorum. Sanırım ben de kart ücreti almayan bankalardan Finansbank ya da Bankasya’nın kapısındaki kuyruğa gireceğim. Şu an Bank Asya’nın Dıt kartlarını incelemekteyim. Garanti Bankası’nın kıçına tekmeyi basmam yakındır. Hayırlı olsun…


MOV uzantılı videolarla başaçıkma rehberi

Yazan: admin Tarih: Nis 14th, 2011 | Kategori:: Çevir sesi yok

Mov uzantılı dosyalar dosyalar nedir? Nerden çıktırmıştır? Altedebilir miyiz?
Mov uzantılı videoları hangi programla açarız? Nasıl çalıştırırız? Çalıştıramazsak silip atmak mantıklı mı?
Mov uzantılı videolar editlenebilir mi? Editlenemezse shift delete yapmak size bir şey kazandırır mı?

gibi sorulara yanıt bulmaya çalışalım…

Mov sizin de tahmin ettiğiniz üzere movie kelimesinin kırpılmış hali gibi duruyor. Ve bu video formatı Apple firmasının icat ettiği ve tüm Mac bilgisayarlarda Quicktime denen program sayesinde gıkını çıkarmadan çalışan ancak Microsoft yüklü PC’lerde size elinden gelen tüm zorluğu çıkaran format. Quicktime veya Realplayer’in orjinal ve ücretli versiyonunu yüklediyseniz başka tabi. Azimle uğraşırsanız altetmemek için bir neden göremiyorum.

Mov videoları nasıl açarız? Quicktime veya Realplayer dışında BsPlayer, FlvPlayer gibi programları kullanarak yahut K-Lite Codec Pack denen
Yazinin tamamini oku →


YGS iptal edilecek mi?

Yazan: admin Tarih: Nis 13th, 2011 | Kategori:: Güzel özetlemiş, Haber

ÖSYM tüm adaylara mektup yazarak ufak bir hata olduğunu söylemiş, ama yanlışlıkla olmuş. Bu nasıl bir sınavdır, nasıl bir iştir yahu. Kimsenin yüzü kızarmıyor. Özür dilemiyor.  Yapılan açıklamada da yaptık bir hata deniyor ama orda da özür dilenmemiş. Açıklamanın ilgili bölümü aşağıda:

“Tüm adaylara verilen soru kitapçıklarında sorunun doğru cevap seçeneği rastgele biçimde değiştirilirken, diğer seçeneklerin yerleri de ratgele değiştirilmesi gerekirdi. Ancak, geliştirilen yazılım çalıştırıldığında her soru için rastgele verilmesi gereken değerler sehven sıralı olarak verildiğinden, oluşturulan soru kitapçıklarında bazı sorularda en büyük değerli seçeneğin hemen sağındaki seçeneğin doğru cevap olması durumu ortaya çıkmıştır.”


Öyle bir geçer zamanki dizisindeki kitap

Yazan: admin Tarih: Nis 12th, 2011 | Kategori:: Yaşam

EzilenlerDostoyevski‘nin ilk romanlarından hatta ilk ciddi romanı diyebiliriz. Roman aslında pek sevilmemiş ilgi görmemiş. Ancak yazar bu romanı yazdığında daha ortada Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi ilerde klasik olacak eserleri yoktu.

Bu kitabın yani “Ezilenler”in satışlarında büyük bir patlama bekliyorum şu günlerde. Nedeni, Öyle Bir Geçer Zamanki dizisinde ikide bir karşımıza çıkıyor olması :) Senaristin özel bir sempatisi mi vardır kitaba ve Dostoyevski’ye yoksa reklam mı yapmaktadır anlamadım ama… Güzel bir yöntem belki diziler aracılığıyla kitap okumayı sevdirirler insanlara. 1861 yılında yazılmış bir kitap bile olsa. Ezilenler 1861 tarihinde ilk kez yayınlanmış…